Dr.Ögr.Üyesi Mehmet SERTÇELİK yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilerin ve ailelerin en büyük sorunlarından biri olan "sınav kaygısı" hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Dr.Ögr.Üyesi  Mehmet SERTÇELİK, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilerin ve ailelerin en büyük sorunlarından biri olan "sınav kaygısı" hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Başhekim Doç. Dr. Muhammed GÖMEÇ, halk sağlığı başkanı Dr. Hüseyin Köksal ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen programda Dr. Mehmet SERTÇELİK; 
Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
Sınav kaygısı, öğrenilen bilginin sınav esnasında etkili bir şekilde kullanılmasını engelleyen ve başarının düşmesine yol açan yoğun bir endişe durumudur. Aslında belirli bir düzeyde yaşanan heyecan, motivasyonu artırdığı ve odaklanmayı kolaylaştırdığı için faydalıdır. Ancak bu duygu kontrol edilemez bir boyuta ulaştığında; kalp çarpıntısı, mide bulantısı, titreme gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra odaklanamama ve bildiklerini unutma ya da tükenmişlik yaşayarak sınava çalışmaktan ya da girmekten vazgeçme gibi sorunlara neden olabilir. Temelde kaygının düzeyini belirleyen faktörlerden biri tehlikenin çok yüksek olduğu, diğeri de kişinin bu tehlikeye karşı yapabileceği şeylerin az olduğu algısıdır. Sınav kaygısı oldukça yaygın görülmektedir. Yapılan çalışmalar çocuk ve gençlerin %10-30 kadarının bu sorundan muzdarip olduğunu bildirmektedir. 
Sınav kaygısını artıran etkenler gözden geçirildiğinde, kişinin sınavı kendisinin ne kadar zeki, çalışkan olduğunun doğrudan göstergesi olduğu, arkadaşlarına göre düşük performans göstermesinin utanç verici olacağı, istediği puanı alamamanın ya da okula yerleşememenin hayat boyu kötü sonuçlar doğuracağı, ailesi, öğretmenleri ya da arkadaşlarının beklentilerini karşılayamazsa onları hayal kırıklığına uğratacağına dair düşüncelerinin olmasıdır. Aileler ya da öğretmenlerin bu düşünceleri destekleyecek tarzdaki yaklaşımları kaygının daha da yükselmesine sebep olabilmektedir. Bu bağlamda öğrenciye sürekli ders çalışması gerektiği, sınavı kazanamazsa bunun ciddi sonuçları olacağı, sınavı kazanacağına şüphe duyulmadığı, çok sayıda rakibinin olduğu, onları geçmek için çok çalışması gerektiği yönünde ifadeler kullanılması, sınav performansı iyi olduğunda yoğun bir takdir ve sevgi ile karşılandığı, sınav performansı beklentinin altında kaldığı durumlarda eleştirmek, az çalıştığını belirtmek ya da kızmak gibi tutumların sergilenmesi bu kaygıyı pekiştirebilmektedir. Bunun yanında sınavla ilgili elde edilmesi güç hedefler konulması, hata yapmamak üzerine hazırlık yapılması, seçeneklerin dar tutulması da sınav kaygısını artırabilmektedir. Sınavla ilgili beklentilerin öğrencinin halihazırdaki bilgi düzeyi, kalan süre ya da öğrencinin içinde bulunduğu ek güçlükler göz önüne alınmadan belirlenmesi de bir süre sonra kaygı artışına ve çaresizlik hissederek sınava hazırlık sürecini bırakmasına yol açabilmektedir. 
Sınav kaygısı ile baş etmek için öncelikle kaygının doğal bir duygu olduğunu, kaygılı hissetmenin normal olduğunu bilmek gerekir. Kaygı, zihnimizin bizi tehlikeli olduğunu algıladığı bir ortamda her an hazır olmamız için ortaya çıkardığı bir tepkidir. Bu duyguyla beraber gelen çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme, bulantı, mide ve bağırsaklarda huzursuzluk duyumları da bedenimizin kaygılandığımızda bizi tehlikeden uzaklaştırabilmek için verdiği normal tepkilerdir. Bunu biliyor olmak başımıza kötü bir şeyler gelmediğini yalnızca kaygılı olduğumuzu fark etmemize yardımcı olabilir. Sınav kaygısı geldiğinde sınavın nasıl geçeceğini bilemeyeceğimizi yapabileceğimiz şeyin sınava çalışmak olduğunu kendimize nazikçe hatırlatabiliriz. Sınava çalışırken motivasyonumuzukorumak için şu anda hangi noktada olduğumuzu, eksiklerimizin nerelerde olduğunu dürüstçe belirleyip önümüzdeki süreyi de göz önüne alarak gerçekçi bir çalışma planı hazırlayabiliriz. Süreç içerisinde aksayan yerleri gözden geçirmek ve önlemler almak daha sağlıklı yol almamıza yardım edecektir. Çalışmaların arkasına mümkün olduğu kadar bizi motive edebilecek ve rahatlamamıza yardımcı bir etkinlik koymak motivasyonumuzu artırabilecektir. Çalışırken hiç ara vermeden çok aşırı çalışmak, konuyu detaylarıyla öğrenmek için aynı konuya takılıp kalmak yerine çalışırken kısa aralar vermek, öğün atlamamak, düzenli ve yeterli uyumak, bir konuya yeterli süre çalıştıktan sonra yeni bir konuya geçmek daha verimli sonuç almamıza yardımcı olabilir. Bilemediğimiz sorular ve konularla yardım istemek de olumlu bir davranış olacaktır. Sınavdan hemen önce hekim olmayan kişilerin önerdiği takviye ya da ilaçları kullanmak da istediğimizin aksine yan etkilere sebep olabilir. Birine iyi gelen ilacın başkasına iyi gelmeyebileceğini bilmeli, kesinlikle kullanmamalıyız. Sınav sırasında şu ana kadar elimizden geleni yaptığımızı düşünerek kendimize teşekkür etmek, endişemiz yerine sorulara odaklanmaya çalışmak, soruları tam okumak, yapamadığımız bir soru olduğunda diğer soruya geçerek kalan zamanda dönmeyi hedeflemek, sınavın sonunda olabildiğince kontrolleri yapmak, şıkları kaydırmamak için ilk fırsatta kodlamayı yapmak iyi olabilir. Gene sınavda zamanı hiç kontrol etmemek ya da sık sık kontrol etmek yerine ara ara kontrol etmek iyi bir strateji olacaktır. Sınav sırasında kaygılı hissettiğimizde bunun normal olduğunu kendimize telkin ederek dikkatimizi kaygımıza değil, soruya tekrar yönlendirmeye çalışmak, kalan sürede elimizden geldiği kadar gayret etmek faydalı olabilir. Yoğun kaygıyı yatıştırmak için derin bir nefes alıp, biraz içimizde tutup yavaş yavaş vermek de yararlı olabilir. Sınavdan çıktığımızda elimizden geleni yaptığımızı düşünmek, kendimizi acımasızca eleştirmek yerine nazikçe daha iyi yapabileceğimiz şeyler hakkında muhasebe yapmak ve çabalarımız için kendimizi ödüllendirmek faydalı olacaktır.
Bu konuda anne, baba ve öğretmenlerimizin de yapabileceği şeyler olabilir. Öğrenciye ders çalışma konusunda aşırı derecede baskı yapmak, yeteri kadar çalışmadığı konusunda eleştirmek, sınavı kazanamazsa ne gibi sıkıntılar çekebileceğini anlatmak çoğu zaman motive edici olmamakta, öğrencinin daha çok zıtlaşmasına ya da pes etmesine neden olabilmektedir. Öğrenciye uygun bir çalışma ortamı oluşturmak, ekran kullanımı konusunda uygun sınırlar koymak, zaman zaman öğrencinin de kabul edebileceği sıklıkta hatırlatmalar yapmak daha iyi sonuç verebilmektedir. Çalışma ve çabalarını fark edip, teşvik etmek, zorlandığı zamanlarda merakla ters giden bir şey olup olmadığını anlamaya çalışmak ve sorunu nasıl çözebileceğinize dair sohbet etmek uygun olacaktır. Çalıştığı ve deneme sınavlarından iyi sonuçlar aldığında ne kadar sevgimizi gösteriyorsak, beklentilerimizin altında kaldığında da aynı şekilde sevgimizi göstermek hem ilişkimizin bozulmaması hem de başarılı olmazsa sevilmeyeceğini düşünerek kaygılanmasının önüne geçecektir. Hata yapmanın normal olduğunu, hata yapmayan bir insan olmadığını, hatalarımızın ders aldığımız takdirde kazançlı bile olabileceği vurgulanmalı, hata yaptığında bile öğrencinin değerli ve sevilmeye layık olduğu ifade edilmelidir. Sınavların önemsiz olmadığını ancak hayatımızı belirleyen tek şey olmadığını, her şeyin telafisinin olabileceğini hatırlatmak, uyku, yeme düzeni ve rahatlamasına yardımcı olabilecek etkinlikleri de hayatına eklediğinden emin olmak faydalı olabilir. Unutmamak gerekir ki uykumuzu iyi alamadığımızda, öğün atladığımızda ve tükenmiş hissettiğimizde hem odaklanmakta güçlük yaşamak hem de öğrenmekte güçlük yaşamak daha olasıdır. Kaygılanacak bir durum olmadığını söylemek yerine kaygının doğal bir duygu olduğunu, bunun normal bir tepki olduğunu, kaygılı hissettiğimizde de yolumuza devam edebileceğimizi, ona bu konuda yardımcı olabilecek şeyler olup olmadığını konuşmak daha faydalı olabilmektedir. Son olarak öğrenciye çalışmaların ve çabalarından dolayı onunla gurur duyduğumuzu ifade edebilir, sınavın sonucunu şimdiden bilemeyeceğimizi ama üstüne düşeni yaptığı için memnun olduğumuzu söyleyebiliriz. Sonuç ne olursa olsun yanında olacağımızı ve onu seveceğimizi vurgulamalıyız. Bizleri hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorsa anne baba/öğretmen olarak görevimizin maddi, manevi öğrencinin yanında olmak olduğunu, kendisinin de bizim yerimizde olsa aynısını yapacağını bundan dolayı bir borcunun olmadığını da ifade edebiliriz.
Sınav kaygısına ilişkin önerilere rağmen baş etmekte zorlanan öğrencilerin psikiyatrik destek almaları uygun olacaktır. Bu yıl LGS ve YKS’ye girecek tüm öğrencilerimizi emeklerinden dolayı, aile ve öğretmenlerine destekleri için tebrik ediyorum.  
Başhekim. Doç . Dr. Muhammed GÖMEÇ