Onkoloji Alanında Güçlü Kadro İle Hizmetnizdeyiz
Hastanemiz, son yıllarda sağlık alanında yapılan yatırımlar ve güçlendirilen uzman kadrosuyla kanser tanı ve tedavisinde bölgesel bir merkez olma yolunda hizmet vermeyi sürdürmektedir. Multidisipliner yaklaşımın benimsendiği hastanemizde, kanser hastalarının tanıdan tedaviye kadar tüm süreçleri aynı çatı altında yürütülmektedir. Hastanemizin sahip olduğu teknolojik altyapı ve uzman hekim kadrosu sayesinde, Sivas ve çevre illerden gelen hastalara kapsamlı sağlık hizmeti sunulmaktadır.
Onkoloji Uzmanı Dr. Yaşar Culha, Hastanemiz bünyesinde ayaktan kemoterapi ünitesinde aynı anda 15 hastaya tedavi uygulanabildiğini belirterek, "Numune Hastanesi bünyesinde, ayaktan kemoterapi ünitemizde aynı anda 15 hastaya tedavi uygulayabiliyoruz. Onkoloji bölümü olarak tüm kanserler için mevcut ülkemizde kullanılabilen tüm kemoterapi, immünoterapi ve farklı akıllı ilaçlar tedavi olarak uygulanabilmektedir.
Yine yataklı servisimizde 12 yatağımız bulunmaktadır. Yine gerekli bazen yatarak tedavi alması gereken hastaların yatışlı tedavilerini yapıyoruz. Yine tedavilere bağlı olası gelişmiş olan komplikasyonların düzeltilmesi için tedavi amaçlı hastaları servisimizde takip ediyoruz.
Bu şekilde hizmet vermekteyiz. 15 hastaya aynı anda ayaktan tedavi ünitesinde tedavi hizmeti sunmaktayız. İki onkoloji uzmanı olarak çalışmaktayız" dedi.
Onkoloji Cerrahi Uzmanı Dr. Erkan Hazar, meme kanserinin tedavisinde cerrahinin önemli bir yer tuttuğunu ifade ederek, "Meme kanserinin tıbbi ve cerrahi tedavisi olmak üzere, bir de radyoterapi olmak üzere üç tane ana teması vardır. Bizim işimiz işin ağırlıklı olarak cerrahi tarafını yapmaktır.Bundan yıllarca önce meme kanseri tanısı alan hastalarımızın hemen hemen hepsinin memesi tamamı alınıyordu. Artık günümüzde bu tedavi yönteminden uzaklaşarak sadece memenin bir kısmını alarak kanserli dokudan da ödün vermeden onkoplastik meme cerrahisi tarafımıza rahatlıkla uygulanabilmektedir. Hastanemizde bu şartlar hem ameliyathane hem de tıbbi diğer teknikler olmak üzere uygun şartlar sağlanmaktadır. Artık en önemli bizim şeyimiz; erken olarak bunun tespiti ve meme kanserinden hiç korkmadan kliniğimize başvurmaları gerekiyordur. Yine sloganımızı tekrarlıyoruz: 'Meme kanserinden korkmayalım, geç kalmaktan korkalım.' Memenizin hepsini kaybetmemek için erkenden bize başvurmanızı öneriyoruz. İnşallah hastalıksız, kansersiz günler dileriz" diye konuştu.
Jinekolojik Onkoloji Cerrahi Uzmanı Dr. Sinem Özşahin Kılıç, hastanemizde kadın hastalıklara ait tüm kanser türlerinin tanı, tedavi ve takiplerinin yapıldığını vurgulayarak, "Hastanemiz Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Polikliniği'nde kadın doğuma dair bütün kanser tanılı hastalarımızın takip, tedavi, tanı ve muayene, daha sonrasında ameliyat ya da işte gerekirse eğer kemoterapi, radyoterapiye yönlendirme işlemlerini yapıyoruz. Hasta bize genelde tanısı konmuş şekilde geliyor, çoğunlukla bu şekilde. Daha sonrasında hasta ameliyat için uygun mu değil mi ona karar veriyoruz. Görüntülemeler yapıyoruz bununla ilgili; zaten Radyoloji ve Nükleer Tıp'la birlikte değerlendiriyoruz hastaları. Ameliyat için uygunsa eğer hasta, ameliyat hazırlığı yapıyoruz. Artık daha yeni teknolojiler kullanılıyor açıkçası bu konuda; işte minimal invaziv cerrahi, laparoskopi gibi. Lenf notlarını (nodlarını) da artık laparoskopik yöntemle çıkarmak mümkün. Önceliğimiz laparoskopik olarak çıkartılması. Tabii ki burada önemli olan hastanın bu işleme uygun olup olmaması açısından değerlendirilmesi öncelikli olarak. Hastalığın evresine göre burada tedavi aşamaları değişiyor. Bazen radyoterapiye, bazen kemoterapiye yönlendiriyoruz hastaları. En sık aslında gelen hastalarımız daha çok smear, HPV sonucuna göre yönlendirilen hastalar yine. Burada işte rahim ağzındaki anormal hücrelere müdahale ediyoruz. LEEP dediğimiz rahim ağzının bir kısmının çıkarılması işlemi, kolposkopi. Öncesinde tabii ki kolposkopi ile değerlendirip, boyamalar ve biyopsilerden sonra buradaki hücrelerde anormallikler varsa ona yönelik ameliyatları yapıyoruz" dedi.
Hematoloji Uzmanı Dr. Yüksel Aslı Öztürkmen, klinikte iki hekimle hizmet verdiklerini, lösemi, lenfoma, multipl miyelom gibi hematolojik kanserlerin tanı ve tedavi süreçlerinin yürütüldüğünü aktararak, "Hastanemiz Hematoloji Kliniği'nde iki hekim olarak hizmet vermekteyiz. Hastanemizde hematolojik kanserlerin tanı ve tedavi süreçleriyle ilgili gerekli ekipmanlar ve destek birimler bulunmaktadır. Biz de takip ettiğimiz hematolojik kanserlerde elimizden geleni yapmaktayız. Kronik miyeloid lösemi, kronik lenfositik lösemi, multipl miyelom, lenfoma gibi hematolojik kanserlerin tedavi sürecinde hem tanı hem tedavi sürecinde destek vermekteyiz. Hastanemizde bu hastalıkların tanısı için kemik iliği biyopsi işlemi tarafımızca yapılmaktadır. Tanı bir ekip işi olduğu için yapılan biyopsileri Patoloji değerlendirmekte ve sonuçlandırmaktadır. Yine dış laboratuvar ve genetik imkanlarımız mevcut olup tanıda bunlardan faydalanmaktayız.Yine tanı konulması sonrasında hastalarımızın kemoterapisi uygulanmaktadır merkezimizde. Yataklı kliniğimiz bulunmaktadır; yataklı kliniğimizde de yine kemoterapi hizmetlerimiz ve destek tedavilerimiz devam etmektedir. Yine ayaktan kemoterapi polikliniğimiz mevcuttur Onkoloji ile birlikte; kemoterapi işlemleriniz de burada hastanemiz hizmetleri içerisine dahildir. Yine hastalarımızın hayat kalitesini artırmak için destek tedaviler ve takipleri tarafımızca yapılmaktadır" şeklinde konuştu
Patoloji Uzmanı Dr. Gönül Saray, patolojinin cerrahi branşlardan gelen doku örneklerinin mikroskop altında incelenerek tanı konulmasını sağladığını ifade etti. Uzm.Dr. Saray, "Patoloji kelime anlamı olarak hastalık bilimi demektir. Hastalıkları yapan etkenlerin, hastalıkların organlarda oluşturduğu etkileri inceleyen cerrahi bir bilim dalıdır. Bu hastalıklar; iyi huylu tümörler, kötü huylu tümörler yani kanserler, enfeksiyon hastalıkları, bazı otoimmün ve genetik hastalıklardır. Cerrahi bilimlerden alınan doku örneklerinin patolojiye gelerek, patolojiye özel yöntemlerle incelenip mikroskop altında tanı konmasıyla patoloji görevini görür. Ayrıca 'Frozen' işlemi denen bir işlemle, ameliyat sırasında ameliyathaneden gönderilen parçayı dondurup bakarak ameliyatın seyrine, gidişine ve cerrahi sınırların konusuna da katkıda bulunmaktayız" dedi
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Ceren Barlas, radyoterapinin kanser hastalarının yaklaşık yarısında uygulanan bir tedavi yöntemi olduğunu belirterek, küratif ve palyatif amaçla kullanılabildiğini söyleyerek, “Kanser hastalığı, teknolojideki gelişmelerle birlikte artık son yıllarda hastanın yaşam kalitesini de mümkün olduğunca bozmadan tedavi edilebilir bir hastalık olarak düşünmekteyiz. Radyoterapi, en az bu kanser hastalarının yarısında uygulanan bir tedavi modalitesidir. Radyoterapiyi biz hem tedavi edici (küratif) amaçla uygulamaktayız, hem de semptomu olan hastaların semptomlarını rahatlatmak amacıyla (palyatif) olarak da uygulayabiliyoruz. Özellikle ağırlıklı olarak; meme kanseri, prostat kanseri, jinekolojik rahim ağzı tümörleri, rektum kanseri gibi tümörlerde radyoterapi küratif tedavide etkin rol oynamaktadır. Radyoterapiyi cerrahi ve kemoterapi gibi diğer sistemik tedavilerle birlikte kombine ederek hastalığın kontrolünü sağlamayı hedeflemekteyiz. Cerrahi öncesinde 'neoadjuvan' veya cerrahi sonrasında 'adjuvan' tedavi olarak radyoterapiyi tümör kontrolünü sağlamak açısından uyguladığımız bir tedavi modalitesidir” dedi.
Radyoterapi planlama sürecini anlatan Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Ersin Kocacık ise "Burada biz radyoterapi planlamasını nasıl yaptığımızı sizlere anlatmış olacağım. Hastaların hepsine, radyoterapi uygulayacağımız hastalarda öncelikle simülasyon tomografi ile görüntü alıyoruz. Görüntü alındıktan sonra da görüntüyü bilgisayarlarımızdaki tedavi planlama sistemine aktarıyoruz. Görüntüyü aktardıktan sonra hastaların konturlamasını yapıyoruz. Konturlama yaparken de öncelikle hangi alana radyoterapi vereceksek oraların çizimini yapıyoruz. Konturlama yaptıktan sonra da hangi bölgeye radyoterapi vereceksek çevresindeki organları da konturluyoruz; oraların da tedavi esnasında korunması ve yan etkilerin oluşmasını önlemeye çalışıyoruz. Sonra bu işlemleri tamamladıktan sonra fizikçi arkadaşlarımıza teslim ediyoruz. Onlar da planlamasını yaptıktan sonra beraber değerlendirip onaylandıktan sonra hastanın tedavisine başlangıç yapıyoruz” şeklinde konuştu.
Radyoloji Uzmanı Dr. İsmail Turgut, görüntüleme yöntemleriyle alınan biyopsilerin kesin tanıda büyük rol oynadığını vurgulayarak "Mamografi, ele gelemeyecek kadar küçük kitlelerin yüksek çözünürlüklü görüntüler sayesinde fark edilmesini sağlar. Tarama mamografisi belirtilerin görülmediği durumlarda başvurulan görüntüleme yöntemidir. Meme kanseri için yüksek riskli hastalarda veya mamografinin yeterli olmadığı durumlarda ultrason ve MR gibi diğer radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Kansere bağlı ölümlerde en üst sırada akciğer kanseri yer almaktadır. 50 yaş üzerinde belirli bir miktardan fazla sigara kullanımı olan kişilerin düşük radyasyon dozunda tomografi ile taranması önerilmektedir. Tarama yöntemleri ile erken evre kanser teşhisi sayesinde ölüm oranları azalmaktadır. Radyolojik görüntüleme yöntemleri taramanın yanı sıra herhangi bir şikayeti olan ve kanser şüphesi bulunan hastaların tanısında oldukça faydalıdır. Röntgen, ultrason, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri kanserin yeri ve tipine göre tercih edilmektedir. Ultrason, tomografi ve mamografi gibi radyolojik yöntemler ile alınan biyopsiler hastalığın kesin tanısının konulmasında oldukça büyük bir rol oynamaktadır. Kanser tanısı olan hastalarda tomografi ve MR ile kitlenin büyüklüğü, komşu organlar ile ilişkisi, ameliyat ile çıkarılabilirliği ve diğer organlara yayılımı değerlendirilebilmektedir. Bazı kanser türlerinin tedavisinde veya tedavi sırasında ortaya çıkan istenmeyen durumların giderilmesinde girişimsel radyolojik yöntemler oldukça önemli rol oynamaktadır. Son olarak unutulmamalıdır ki; erken tanı hayat kurtarır" dedi.
Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Mustafa Genç, hastanede çift başlıklı gama kamera ile özellikle kemik sintigrafisi yapıldığını ve kanserin yayılımının değerlendirildiğini söyleyerek, Hastanemiz kanser tanı ve tedavi merkezi misyonuyla bölge halkına hizmet veriyor. Biz de nükleer tıp kliniği olarak bu zorlu mücadelenin görüntüleme ve ileri tedavi mutfağında çok kritik bir rol üstleniyoruz. Amacımız, kanserle savaşan hastalarımızın ihtiyaç duyduğu tüm süreçleri bu çatı altında karşılayabilmek. Kanserde doğru tedavi, hastalığın vücuttaki yaygınlığını doğru tespit etmekle başlar. Şu an kliniğimizde onkolojik görüntülemenin temel taşlarından olan çift başlıklı gama kamera teknolojisiyle aktif bir şekilde hizmet veriyoruz. Bu cihaz sayesinde özellikle kemik sintigrafisi yaparak kanserin kemik dokusuna yayılıp yayılmadığını en erken aşamada tespit edebiliyoruz. Onkoloji hekimlerimiz, hastalarımızın tedavi planını buradaki sonuçlarımıza göre şekillendiriyorlar. Yani şu an elimizdeki teknoloji ile kanser evrelemesinde hastanemiz için güvenli bir liman konumundayız. Ancak kanser merkezi olma vizyonumuz gereği hedeflerimizi çok daha yukarıya taşıyoruz. Öncelikli hedefimiz, modern kanser tanısının olmazsa olmazı PET-BT cihazını hastanemize kazandırarak görüntüleme altyapımızı dünya standartlarına çıkarmak. Bu konuda yönetimimizle yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bununla birlikte sadece tanı koyan değil, tedavi de eden bir merkez olmak istiyoruz. Sonraki aşamada kurmayı planladığımız yataklı tedavi ünitesiyle prostat kanseri, nöroendokrin tümörler, karaciğer ve tiroid kanserleri gibi hastalıklarda akıllı moleküllerle yapılan nokta atışı tedavileri kendi hastanemizde de uygulamayı hedefliyoruz. Bizim tüm çabamız, vatandaşlarımızın kanser tanı ve tedavisi için başka merkezlere ve başka şehirlere gitmek zorunda kalmadığı tam donanımlı bir merkez oluşturmak. Unutmayın erken tanı hayat kurtarır, doğru teknoloji ve uzman eller ise yaşam kalitesini artırır. Biz her zaman yanınızdayız, herkese sağlıklı günler diliyorum” dedi.
Multidisipliner yaklaşımın önemine değinen Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Meriç Emre Bostancı, kanser tanı ve tedavisinin birçok branşın ortak kararıyla yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Kanser hastalıklarının tanı ve tedavisi tek bir kişinin kararıyla verilemez. Kanser tanı ve tedavisi birçok uzmanlık dalının multidisipliner bir arada çalışmasıyla başarıya ulaşır. Unutmayın ki tedaviyi yönlendirmede en önemli faktör ilgili branşların ortak çalışmasıyla alınan en doğru karardır" dedi.
Hastane Başhekimimiz Uzm. Dr. Mehmet Fidan ise Sivas halkının kanser tedavisi için il dışına gitmesine gerek kalmadığını söyleyerek, "Bilindiği gibi kanser çağımızın hastalığı. Her gün ülkemizde onlarca insan kanser tanısı almakta. Yeni gelişen teknolojik imkanlar ve tedavi yöntemleri ile kanser artık tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Bizler Sivas Numune Hastanesi olarak kanser tanı ve tedavi merkezi olarak hizmet vermekteyiz.
En güncel cihazlarla donatılmış altyapımız ve alanında uzman kadro doktorlarımızla hastalarımıza şifa dağıtmayı amaçlamaktayız. Hastanemizde hem kanserin tanısı hem de tedavisine yönelik gerek kemoterapi gerek kanser ameliyatları gerekse ışın tedavileri başarıyla yapılmaktadır. Aynı zamanda kanserin erken tanısına yönelik tarama işlemleri de hastanemiz imkanlarıyla yapılabilmektedir.
Özellikle altını çizmek isterim ki kanserle mücadelede ihtiyaç duyulan tüm imkanlar artık kendi şehrimizde, kendi hastanemizde mevcuttur. Böylece Sivas halkının kanser tedavisi için il dışına gitmesine gerek kalmamıştır. Herkese sağlıklı günler dilerim" dedi.










