Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası
Hastanemiz Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Bingöl Öz, halk arasında "verem" olarak bilinen tüberküloz hastalığına dair önemli açıklamalarda bulundu.
Tüberküloz, halk arasında bilinen adıyla verem hastalığı, Mycobacterium tuberculosis basilinin insandan insana solunum yoluyla bulaşmasıyla ortaya çıkan bakteriyel, bulaşıcı bir akciğer hastalığıdır. Tüberküloz, yüzyıllar boyunca milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açmış bir hastalık ve uzun yıllar boyunca kronik bir salgın olarak nitelendirilmiş. Günümüzde ise özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problemi.
Tüberküloz, bulaşan kişilerin öksürmesi, aksırması, hapşırması yoluyla ortaya çıkan basillerin, damlacıkların diğer kişilere, sağlıklı kişilere bulaşmasıyla yayılmaktadır. Tüberküloz hastalığı bulaşan kişilerde hemen hasta etmez, belli bir kuluçka süresi vardır. Bu süre 4 ile 8 hafta arasındadır. Yalnız her kişiye, bulaşıcı mikrobu alan her kişi hasta olmaz. Zaten tüberküloz ve aktif tüberküloz dediğimiz iki formu vardır. Latent tüberküloz dediğimiz durumda tüberküloz mikrobunu alan kişinin bağışıklık sistemi kuvvetlidir ve hastalık belirtileri ortaya çıkmaz. Yıllar boyu vücudunda sessiz bir şekilde kalır. Aktif tüberkülozda ise kişinin bağışıklık sistemi zayıflamıştır ve hastalık belirtileri ortaya çıkar. Özellikle 3 haftadan uzun süren öksürük, balgam (özellikle kanlı balgam), ateş, gece terlemesi, sebebi açıklanamayan kilo kaybı, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterir. Tüberküloz her ne kadar büyük oranda akciğerleri tutsa da kemik, deri, ürogenital sistem ve böbrekler gibi diğer organ ve sistemleri de etkileyebilmektedir.
Tüberküloz tanısında akciğer grafisi, bunun dışında tomografi gerekirse istiyoruz. Altın standart dediğimiz tanı yöntemimiz balgam mikroskobisi; balgam mikroskobisinde tüberküloz basilinin gösterilmesi ve kültür ortamında Mycobacterium tuberculosis bakterisinin üretilmesi bizim altın standart yöntemimiz. Bunun dışında ek tanı testleri yapılabilir; PCR dediğimiz tanı testleri, kan testleri yapılabilir hastaya. Diğer organ tutulumları varsa o bölgelerden biyopsi örnekleri, lenf nodu biyopsileri alınabilir. Gerekirse akciğer biyopsileri de yapılabilir. Bunlarla tanı koyduktan sonra hastada tedaviye başlıyoruz.
Tedavi için hastalarda ilk 2 ay dörtlü antibiyotik tedavisi dediğimiz çoklu ilaç kullandırıyoruz. Sonraki 4 ayda ise ikili antibiyotik tedavisi kullanıyor hastalar. Tedavide önemli olan hastanın ilacını düzenli, günlük, aksatmadan alması. Bunun için de Verem Savaş Dispanserleri ile ortak çalışıyoruz. Verem Savaş Dispanserlerinin yürüttüğü "Doğrudan Gözetimli Tedavi" dediğimiz bir tedavi yöntemimiz var. Bu yöntemde hastaların ilaçlarını bir sağlık personeli eşliğinde günlük olarak alıp almadığı kontrol ediliyor ve bu şekilde hasta ilacını almadan, aksatmadan kullanmış oluyor. Eğer ilacı aksatırsa, atlarsa, ara verirse "Dirençli Tüberküloz" dediğimiz, çoklu ilaca dirençli tüberküloz dediğimiz bir hastalık ortaya çıkıyor ve bu da diğer organ ve sistemlere yayılarak hastalığın ölümcül komplikasyonlarına yol açabiliyor.
Bulaşıcı, yaygın gözüken bir hastalık ama korunması ve tedavi edilmesi mümkün bir hastalık. Korunmada önemli olan özellikle hasta olan kişilerin izole olarak takip edilmesi; öksürmesi, aksırması, hapşırması sırasında maske kullanması çok önemli. Bunun dışında çocukluk çağında yapılan BCG aşısı bizi veremden, tüberkülozdan koruyan en önemli faktör. Verem hastasıyla birlikte aynı ortamda yaşayan kişilerin Verem Savaş Dispanserleri tarafından taramaları yapılıp gerekirse bunlara da koruyucu ilaçlar başlanarak koruyucu önlemler alınabilir. Tüberküloz dediğimiz gibi hala çok önemli bir halk sağlığı sorunu. Dünyada 9 milyondan fazla insanı etkilemekte yıllık olarak ve yılda da 1.5 milyon insanın ölümüne sebep olmakta. Ama erken tanı, tedavi ve etkin yöntemlerle bu hastalıktan kurtulmamız ve tedavi etmemiz mümkün.
